29 Ağustos 2011 Pazartesi

Yollar

          Yağmurlu havalarda, kaldırımlarda yürüyen insanlar için, her an bir sürpriz vardir. Arabalar, yolcularını indirmek üzere tretuar kenarına yanaşmak zorundadır. Doğaldır ki yağmurlu havalarda tretuar kenarından bir su akmaktadır. Bu su genellikle çamurludur ve insanların üstüne arabanın tekerlerinden fırlayan sular daima hoş olmayan görüntüler verir. Bunu önlemek için, şehir içi yollarda suların orta yerde toplanması veya suyun tretuar kenarından akışının önlenmesi gerekmektedir. Bunlar şehir planlarında detaylarla halledilmelidir.
Ancak belediyelerce hazırlanmış olan tüm şehir planları, defalarca değişikliğe uğramıştır. Bu planlara ek olarak dişe dokunur tek bir detay verilmemiştir. Çoğu zaman bu planlar tatbik kabiliyeti olmadığından dolayı raflarda tozlanmaya terk edilmiştir. Bu yüzden hiç bir şehrimizde insanların huzuru temin edilememiştir. Oysa ki belediyeler huzur dağıtan müesseseler olmalıdır.
Maksadım belediyeleri tenkit değildir. Biz mimarlar görevimizi çoğu zaman bu işten anlamayanların zevklerini terk etmişizdir. Bu yüzden şehirlerimize bakarak üzülmekten başka yapacağımız bir şey yok gibidir. İstanbul gibi büyük bir ilde sesini duyurmak mümkün değildir. Doğru veya yanlış bütün fikirler aktarılmak istendiğinde altında daima bir menfaat varmı sorusu belirir. Bu yüzden samimi olanların yardım fikirleride akamete ugrar.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Zemin suları ve dereler

          Dereler genellikle iki yamacın ara kesitidir. Yamaçlar katman olarak dere yataklarından çok daha      fazla katlıdır. Dereye yaklaştıkça katmanlar birer birer kaybolur ve bu yamaçlardaki katmanlar arasındaki zemin suları derede görülen suları oluşturur. Bu demektir ki dere yatakları yükseklere nazaran zemin sularını daha yüzeyde gösterir. Bu yüzden dere yataklarının yirmi beş metre sağında yirmi beş metre solunda talimatnameler inşaat yasaklama şartı koymuştur.
          Günümüzün teknolojisine güvenerek bu yasaklama çiğnenmiş dere yataklarına ve hatta dere üstlerine yollar inşaatlar yapılmaya başlanmıştır.
          Tabiat ana ona yapılan haksızlığı hiçbir zaman affetmez ve öcünü alır.
Katmanlar arasına sıkışan ve yoğunlaşan sular dere yatağını bulamadığı için yapılan inşaatların tabanını zorlar. Temeller altında oyuklar açar. Yoğunlaşan suyun bir yere akmasını bulmaya çalışır.
          Bu hakikatler herkesçe bilindiği halde Anadolulun at başı gibi birinci derece deprem bölgelerini içeren memleketimizde bütün belediyelerce göz ardı edilmiş, tabiat anaya yapılan bu haksızlığın devamı sağlanmıştır. Maalesef gözlemlerimiz odur ki depremler hep bu tür yerlerde yapılan binaları harap etmiş binlerce vatandaşımızın mezarı olmuştur. Buradan tüm belediyelere sesleniyorum yapmayın tabiat anayı zorlamayın ve sağlıcakla kalın sevgili saygı değer vatandaşlarım.

19 Ağustos 2011 Cuma

Bitişik nizam binalar

          Çoğu zaman büyük şehirlerde bitişik nizam binalar ön plandadır. Bu adalarda meydana gelen orta bahçe hacimleri, kış aylarında daima puslu ve havasızdır. Hava sirkülasyonu için herhangi bir açık hacim bırakılmamıştır.
          Bu yüzden ada ortalarında meydana gelen boşluklara çoğu zaman pencerelerimizi açamayız. Oysaki bitişik nizamn binalar iki cephelidir. Binaların ön cepheleri yola bakar, bu cephelerdeki pencereler arabaların egzostları ile burun burunadır. arka cephe ise, çöreklenmiş puslu bir havaya açıldığından çoğu kez camlarımız kapalıdır. bu yüzden bitişik nizam binalarda orta hacimlerinde havayı sirküle eden, en azından zemin kat kotunda pasajlar bırakılmalıdır. Daha ileri giderek bu orta bahçeler tek parsel olarak düşünülmeli, havalandırılması da temin edildiği taktirde çocuklar için emniyetli bir oyun alanı olarak kullanılabilir hale getirilmelidir. Bu oyun alanı ki; anneler tarafından çocukları takip kolaylığı da sağlayabilir.
          Tabii ki bahçeli nizam binalarda da, aynı orta bahçeyi temin etmek ve daha sıhhatli bir ortamda çocuklarımızın oyun oynamalarını sağlayabiliriz.
          Maalesef şehir planlarında bu rahatlığı temin edecek tek bir çizgi yoktur. Bu tür yazıların bir kroki eklenerek yazılmasında fayda vardır. Bu tip projeler tarafımızda her şekilde mevcut bulunmaktadır. Fırsat verilirse mahalinde bu projelerin uygulanması mümkün olur.

16 Ağustos 2011 Salı

Pencere buğusu deyip geçmeyin

          Isıtılmamış hacimlerin üstüne isabet eden ısıtılmış odalar, alttan veya üstten gelen soğukla içerde oluşan buharı nem haline getirir. Bu nem ise çoğu zaman duvarlarda küflenmelerin oluşumuna sebep olur. Bu yüzden hacim içinde oluşan buharlaşmanın bir şekilde dışarıya atılması icap eder.
          Teknolojinin getirmiş olduğu imkanlarla soğuk havanın pencerelerden içeriye sızmaları önlenmiştir. Plastik pencereler bu görevi hakkıyla yapmaktadır, ancak dışarıya atılması icap eden nemin, içerde mahpus kalmasına sebep olduğundan, işte biraz evvel yazmış olduğumuz küflenme olayına sebep olmaktadır.
          Çoğu teknolojinin ilerlemesi sıhhi bakımdan sakıncalar yaratır. Bunların önlenmesi de, bina katları arasında ısı tecriti yapmakla mümkündür. Çoğu zaman bu tecrit ihmal edilmektedir. Dolayısıyla duvarlardaki küflenmler çaresiz oluşacaktır. Bu yüzden eskiye dönüş, yani ahşap doğramayı kullanmak bu sorunun kolay çözümüdür. Şurası muhakkakki teknolojinin ilerlemesi insanlığın yaşamı ve sıhhati bakımından gerilemesini tevlit eder. Malesef teknoloji, kötü amaçlarla da kullanılmaktadır.
          Mevzuumuz; hacimlerde buharlaşma olduğunda yazımızı bu konuda yoğunlaştıralım. Yine eskiye dönmekte yarar görmekteyim. Ahşap pencereler havayı tamamen tecrit edemediğinden, odalarımızın gerektiği kadar havayı alabilmesini sağlayan ahşap doğramalara dönüşüm şarttır veya plastik doğramalarda, özelliklşe bazı delikler oluşturmakta yarar vardır.

5 Ağustos 2011 Cuma

Sobalarda zehirlenmeler ve nedenleri

Malumunuzdur ki soba borusu, sobalarda yanma olayı ile oluşan dumanı bacalara taşır. Sıcak olan duman bacada yükselirken altında bir boşluk bırakır. Soba önlerinde kapanabilen küçük bir delik mevcuttur. İşte bu küçücük pencereden giren hava, hem yanmayı hem de bacada oluşan hava boşluğunu doldurur. Ancak bu küçücük delik, yanma yavaşlasın ve sabaha kadar idare etsin düşüncesiyle, gece yatarken kapatılır. Baca teşkilatında küllük devreye girer. Aslında küllükler daha büyük bir baca penceresidir. Yeni yapılarda bu pencereler kaldırılmıştır. Aşağıdan yukarıya doğru hareket eden duman, ters esen bir rüzgar, oluşan boşluğu yukarıdan doldurur.Duman tersine döner, arkasından felaketler ve ölüm.