Zengin ucuz yaşar derler, aslında doğru bir laf. Fakir de; aklını kullanarak ucuz yaşamaya uğraşır. Eskilerden duymuş ve neden hala çöpü bir sorun haline getiren belediyeler, çöp sorununu eskilerden gördükleri gibi halletmezler. Babalarımız ve dedelerimizden duyduklarımız çok akla yakın buluşlar olarak hala zihnimi kurcalamaktadır.
Ekseriye köylerde koca bir çukur açılır çöpler; bu çukurlarda bekletilir, kış başlangıcında üstü toprakla örtülerek havasız bırakıldığında, çürümeye terk edilir. Bu atıklar ileriki senenin gübresini oluşturur. Sebzelerimizin, meyvalarımızın tebii gübre ile beslendiğinden, lezzetini unuttuğumuz mayvalar elde edilir.
Hormon denen insan vücudunu sağlıksız kılan maddelerin adı bile bilinmezdi. Köylerde, bu çöpün içeriğinde, sebzelerin yenmeyen gövdeleri, yaprakları aklımıza gelmeyen bir çok yeşili barındırırdı. Böylece atıklar şimdi çöp dediğimiz şeyler sebzelerimize ve meyvalarımıza tat verirdi.

Aslında evlerde üç ayrı çöp kutusu bulundurmakta yarar vardır. bunlardan birincisi katı ve sert atıklar, ikincisi çöp gözü ile bakılmaması gereken kağıt malzemeleri ve üçüncüsü ise yiyecek ve yumuşak atıklardır.
Kağıda hiç bir memlekette çöp gözüyle bakılmamaktadır. Kağıt defalarca tekrar hamur hale getirilip işlenecek malzemedir. Keşke çingene diye nitelediğimiz, o çalışkan topluluğu bu mevzuu da destekleyebilse belediyelerimiz. Belki belediyelerin bile başaramayacağı ölçüde çöp sorununa çözüm getirmeyi sağlayabileceklerdir. Miras yedi gibi yaşamının zamanı geçmiştir. Hani bir tabir vardır, sineğin yağı bile çıkarılmalıdır.
Memleket meselelerinde bizi yönetenlerin cimrilik derecesi de tutumlu olmaları gerekirken, savurgan hareketleriyle gittikçe artan dış borçlarımızı körüklememeleri icap eder. Devlat olarak halkımızı uyarmak ve tutumluluğa yönlendirmeyi vazife edinmelidir.
Saygılarımla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder